23 Aralık 2009 Çarşamba

M 82: Canta yapmak

Yolculugun ayak sesleri en güzel valiz haziliginda duyulur. Gidilen yere göre seçilen kiyafetler, yapilacaklara göre alinan esyalar, okunacak kitaplar...
Tatil havali, bol keyifli ve iyi geçecek zamanlar olsun tüm yolculuk yapanlara.

22 Aralık 2009 Salı

M 81: Yol heyecani!

Bildik yere yeni heveslerle gitme hazirliklariiiii :)

21 Aralık 2009 Pazartesi

M 80: Sana kek yaptim!


Evi ev kokuttum, keyfe keyif kattim, sana kek yaptimm!
Bu son dönem diyetler vs bir yandan, saglikli yasam meraki diger yandan, evleri bu güzel kokulardan mahrum ediyor kanaatindeyim!
Oysaki hiçbirsey dozu kaçmadigi sürece zararli degil. Diger yandan suyun bile asirisi zararmis. Zehir dozdadir diye bir söz var.

Kendimizi ve evlerimizi bu keyiflerden mahrum etmeyelim!!!

M 79: Caya bisküvi banmak

Cocuklugumdan beri yaparim. Cok kisinin içindeki çocugun yaptigini da görürüm! Gerçi bazen içine düsürdügüm de olmuyor degil ama o da oyunun kurallarindan!
Simdi koydum çayimi, "kaydi yayinla"yi tiklayip banacagim bisküviyii!

M 78: Yardim

Sartlar bizim için çetinse imkanlari kisitli insanlar için çok daha çetin. Onlari bizlere hatirlatanlara tesekkürler. Dolabimizdaysa ve giymiyorsak verelim, ihtiyaci olan biri giysin.

M 77: Arabamiz ve paspasi!

Sartlar çetin, söylemistik! Bilhassa park ettigi yerlerden ilk çikisinda bir nazlanma oluyor arabacikta da ister istemez zaman zaman:)
Biz de ne sihirdir ne keramet, paspastadir marifet dedik! Koyduk paspasi tekerin altina, birakmadik kendimizi arabasiz yollarda :)

20 Aralık 2009 Pazar

M 76: Bakim

Ruh hali de rol aliyor elbette..
Kimi zaman daha bir bakimli olmak ister herkes.
Kimisi herzaman, kimi hiç, kimi de zaman zaman iste...
Iyi birsey canim:)

M 75: Insanlar

Insan girer hayatimiza, bir ay durur gider, rüzgari kalir.
Insan girer, hiç çikmaz, yer de yapmaz.
Insan girer, ne girdigi anlasilir ne gittigi....
Insan girer, bir gün gitti sanir gözyasi dökersiniz, oysa ki dönüsü zaman meselesidir ve muhtesem olur...

Insan girer, varken çok da iletisim yoktur belki ama uzaktan uzaga bir saygi, sevgi olusur zamanla. Ayrilik dogaldir çünkü tanisiklik seçim ile degil rastlantisaldir. Fakat ayni insan 1 sene sonra "özledim, nasilsin" diye aradiginda, o uzaktan uzaga olusan , gelisen sevginin de bagin da güzelligi, hele hele de insanin güzelligi çikar ortaya. Neseyle karsilamamak, sevinçle devam ettirmemek mümkün müdür o arkadasligi?

18 Aralık 2009 Cuma

M 74: Rastlamak

Yolda yürürken, çarsida gezerken bir tanidiga rastlamak: Aslinda hepimizin hayatinda bazi günler bu tür rastlasmalar olur. Bunun biraz mucizevi bolca da mutluluk verici birsey oldugunu insan biryerde yeni iken, henüz pek çevresi yokken fark ediyor. Oyle bir sartta bu tür bir beklenti tasimiyor insan ama ona ragmen bir tanidigina rastlamak farkettiriyor aslinda nasil da güzel bir tesadüf oldugunu bunun.
Sevdiklerimizle mutlu rastlasmalar olsun hep!

M 73: Aziz Nesin okumak


Okurken kendi kendime güldügüm için dalga bile geçiyorlar benimle :)
Türk halkini böylesine iyi gözlemis ve aglanacak hallerimize böyle güzel güldüren kaç yazarimiz vardir?...
Arada duyuyorum, bazi mizahçilar "yurtdisinda olsam bambaska yerlerde olurdum, ilk firsatta gidecegim" benzeri seyler söylüyorlar. Hiç anlayamiyorum. Bir ülkenin mizahçisi o ulkeden beslenir. Ne yapacaklar acaba? Gidip Ingiliz'e Demirel taklidi mi yapacaklar? Ya da Amerika'liya "tahtaliköy"ü nasil anlatacaklar?

17 Aralık 2009 Perşembe

M 72: Yilbasi süsü

Burada herkes evlerine isiklar asip süsler takiyor noel yaklastikça. Biz de kapimiza çorbada tuzumuzun bulunmasi adina astik süsümüzü, el salladik komsularimiza :)

M 71: Karda yürüyüs

Bu ara tüm mutluluklarimin karla bir sekilde iliskisi var. Bugün yürüyüs yapilacak kadar yumusamisti hava hele sükür. Yine soguktu ama bolca giyinip sarinarak, basta çok üsüyerek, sonrasinda çok keyifli bir yürüyüs yaptim. Bahçesine kardan adam yapanlar, kapisinin onündeki karlari süpürenler, köpeklerini gezdirenler ve kizakla cocuklarini gezdirenler..., yalnizca birer numune olarak arz-i endam eylediler yüruyüs boyunca! Onun disinda, yollardaki bir iki arabanin sebep oldugu lastik izleri ve ben vardik sokakta.
Gözümü alacak derecede parlak karlar, güzel aydinlik bir hava ve düsünecek bolca zaman.

16 Aralık 2009 Çarşamba

M 70: Sartlar çetindi ama bakkala kadar gittik :)

En güzeli de soguktan dönünce evin sicagiyla sarilip sarmalanmak oldu!

15 Aralık 2009 Salı

M 69: Karda mahsur kaldik, ekmegimizi kendimiz yaptik


Daha önce de buraya yazdigim bir ekmek yapma durumumuz var artik hayatimizda bir süredir ama bu ekmek baska ekmek... Cunku ihtiyaçtan! Mahsur kaldik, ekmegimizi de kendimiz yaptik :) Yalniz kahvaltiyi peksimetle etmekten kurtarmadi bu durum bizi :) Eee, ne de olsa yapimi 3 saat aliyor, bekleyemezdik!

M 68: Ilk kar


Uyanip perdeyi açinca disaridaki lapa lapa kar günaydin dedi bu sabah. Ilk kar her zaman bir tarifsiz nesedir. Neden bilmiyorum ama iyiki de öyle. Doganin inanilmazligi, güzelligi ve gücü karsisindaki çaresizligimiz ve küçücüklügümüz, bazen de böyle hayranligimiz, bu tür sürpriz degisikliklerde bir kez daha geliyor aklima. Bizim bir evimiz, arkasindan bakip gülümseyecek bir penceremiz ve keyifle yudumlanacak çayimiz var bu güzel kis gününde. Sükür...

M 67: Mandalina kokusu


Tüm odaya yayilir. Heryerden duyulur, can çektirir. Büroda bir aksamüstü bayikligini, evde bir yemek sonrasi rehavetini ya da komsuda sohbetin durdugu yeri tek basina kotarir! C vitamini bir yana, mis kokusu bir yana, kis gelince vazgeçilmez mutluluklardan :)

13 Aralık 2009 Pazar

M 66: Cocukluk anilari

Mis kokulu kahvem esliginde aklima gelen çocukluk anilarim. Hemen yüzümü gülümsetiveren hos dakikalar... En güzeli de bu anilari çagristiracak huzuru veren, bu anilari anlatabildigim en sevdigim..
Ne güzel :)

12 Aralık 2009 Cumartesi

M 65: Eldivenler, Hikayeler


Ozellikle son hikayesindeki sürprizli ögeleri sevdim. Kolayca okunan, güzel bir hikayeler kitabi...

11 Aralık 2009 Cuma

M 64: Cikolata dükkani


Henüz kapiyi açip içeriye dogru adiminizi attiginiz anda sizi kendisine çeken bir nefis koku ve büyülü bir hava vardir çikolataci dükkaninin içinde. Baska yerde bulamazsiniz. Ozel bir tecrübedir o kapidan içeri girmek. Bu dükkan için bilhassa sözümüz vardi, tuttuk ;)

M 63: Le Concert filmini izlemek


Bir dönem üst üste yaptigimiz yanlis seçimler ya da sanssiz sinema saatlerinden sonra sanirim sansimiz döndü ve tamamen tesadüfen seçtigimiz filmlerden ikide iki keyif aldik! Bundan önce Julia ve Julie'yi yazmistim. Büyük begeniyle izledik diye. Bu seferki filmim; Le concert.

http://www.leconcert-lefilm.com/

Cok ama çok guzel bir film olmus. Duygusallik, komedi, sanat ve bir dönemin drami, son derece insancil bir bakis açisiyla ayni potada harmanlanmis. Ustelik de izleyici sasirtan, sasirdigina da çok memnun eden bir senaryoyla. Yönetmen ve senarist Romen asilli bir Fransiz, Radu Mihaileanu. Izlemeye gerçekten deger.

9 Aralık 2009 Çarşamba

M 62: Böyle Buyurdu Zerdüst'u bitirmek


Valla açikçasi en zor okudugum kitaplardan birisi oldu kendisi. Bu durumda kitabin basildigi tarihteki çevirisinin de rolu büyük diye düsünüyorum ama emin olmak için baska bir çevirisini de görmek gerek tabii.
Herneyse, ben bu sefer kitap bitti ve baska seyler de okuyabilecegim diye seviniyorum ve bunu da okumamis olmadim diyorum. Oldum olasi üzülürdüm çünkü ben bunu okumadim diye, buyur, okudum :))

8 Aralık 2009 Salı

M 61: Kemal Sunal filmi izlemek


Bir programda eski Türk sinemasinin halen hayatta olan oyunculari, o zamanlar, filmleri çevirirken yasadiklari zorluklari anlatiyorlardi. Kendi imkanlariyla, otobüsle, dolmusla sete gidip, kendi satin aldiklari kiyafetleri film kostümü olarak giyip cüz'i miktarlarla da geçiniyorlarmis. Bugün birakin filmlerin kostümlerini yapan ayri insanlar olmasini, bir de o kostümleri giydiren, sahnelerin sürekliligini saglayan, oyuncularin üstüne basina çeki düzen veren insanlar oluyor setlerde diyorlardi. Onlar ise simdi o eski filmleri izlediklerinde, örnegin bir yakalarinin egri oldugunu farkediyorlar ve bu tüm film devam edince de kahroluyorlarmis. Arkalarindan her ihtiyaçlarini karsilamak adina kosturan insanlar olmadigi söyle dursun, kimse "yakan egri" bile demiyormus.
Iste bu harala gürele içinde tüm imkansizliklarla çevrilen filmleri izleten en önemli artistlerden biri Kemal Sunal. Ustelik de hem o kötü teknolojili dönemde bugün hala ilgiyle izlenen bir ekol olmus, hem de bugünün modern sinemasinda çok basarili roller almis bi oyuncu. Hepsi bunu yapamiyor. Eski dönemlerin genellikle abartili, çocuksu oyunculuk ve selendirmelerinden, günümüzün çok daha dogal ve gerçekçi çekim ve oyunculuguna adapte olamiyor hepsi. Ama o son dönemde çevirdigi filmlerle de en az gençlik filmleri kadar ses getirmis.

M 60: Misir patlatmak


Tencerede ha paladi ha patlayacak derkenki heyecanli bekleyis olsun, patlarken eve yaydigi kokular olsun, yerkenki keyif olsun, kendimizden esirgemememiz gereken minik neseler... Bir aksami daha ev kokulu yapalim, olsun bitsin :)

7 Aralık 2009 Pazartesi

M 59: Hayvanlara yiyecek vermek

Tamam, kabul, oturup onlar için yemek hazirlamiyorum ama mutfaktan çikan, bizim artik yemedigimiz seyleri atmaktansa sokaktaki hayvanlari düsünüyorum. Sagolsunlar, geri çevirmiyorlar onlar da ikramimi :p

M 58: Kötü rüyadan sonra uyanmak

Böyle vicdan azabi, moral bozuklugu, korku, endise karisik hislerle uyanirsiniz ve bir de bakmissiniz hersey bir rüyaymis. Hem de saçma sapan bir rüya! Daha büyük bir rahatlama var mi?
Buraya yazdiklarimin, bilerek isteyerek yaptigim ve kendi irademizle tekrar edebilecegimiz seyler olmasina gayret ediyorum genelde ama bunu da yasayica yazmadan edemedim.
Herkese komik ve geyik rüyalar dilegiyle :)

5 Aralık 2009 Cumartesi

M 57: Insanlar hakkinda yanilmak

Baslik yanlis anlasilmasin, olumlu anlamda yanilmayi kastediyorum. Onyargili olmak zaten kötü birsey ama insanlar hakkinda tanidikça gelisen fikirlerimiz bile bazen yanlis olabiliyor. Ben bu fikirler olumlu anlamda degistiginde, fazlaca hazzetmedigimi sandigim birinin esasinda çok ilginç ve hos bir insan oldugunu farkettigimde ya da ilk anda hoslanmadigim bir hareketin altinda aslinda iyi bir sebep yattigini anladigimda öyle seviniyorum ki... Insana ve iyi niyete dair umudum artiyor.

4 Aralık 2009 Cuma

M 56: Hafta içi güzel kahvalti

Kahvalti, günün en güzel ögünü bence. Aslinda sebep yediklerimizden çok bir baslangiç olmasi. Yeni güne baslamak için enerji almak, güzel kokular koklamak, bir de keyifli eslik varsa oof, deymeyin keyfime. Haftasonu kahvaltiya özenmek vakit rahatligi ve uyanma saatlerinin esnekligi nedeniyle daha kolay. O yüzden de hafta içi özenle hazirlanmis bir kahvaltinin yeri daha bir ayri oluyor.

3 Aralık 2009 Perşembe

M 55: Arastirmak, ögrenmek


Hayatta yeni birsey yapmadigimiz, kendimize birsey katmadigimiz gün, bosa geçmis bir gün. Elbette her allahin günü bir icat yapmamiz ya da dünyayi yeniden kesfetmemiz gerekmiyor ama küçük de olsa hergün yeni birsey ögrenmek, arastirmak, denemek ve sonucunu görmek insana kendini iyi hissettiriyor. Ben bugün web sayfalari ve grafik programlar hakkinda bir mini arastirma yaptim. Bu, ilk kez denenecek bir yemek, okunan bir gezi rehberinden ögrenilecek bir belde, ya da televizyondan ögrenilecek bir haber de olabilirdi. Yeter ki bugünümüz dünümüzle ayni olmasin. Yeter ki ögrenelim, deneyelim ve geliselim.

2 Aralık 2009 Çarşamba

M 54: Ev

En sevdigim, bugün bir sürpriz yapip biraz erken geldi. Pek sevindim :)Bekleyenlerimizi sasirtmak, arada minik sürprizler yapmak, planli programli eglencelerden hem daha kolay, hem çok daha mutluluk verici. Cünkü adi üstünde: Beklenmedik :)

M 53: Genis Aile izlemek

Ilk izledigimizde bir erkek dizisi oldugunu düsündük. Sonra sonra tarafsiz bir yorum yapamayacak kadar eglenceli bulduk. Insanin beynini bosaltmak ve hosça zaman geçirmek için izleyebilecegi, kolay ulasilan ve en önemlisi de bir devamlilik söz konusu olmadigi için akla gelince izlemekte hiçbir sorun olmayan bir dizi.
Metinler yaratici ve komik. .

1 Aralık 2009 Salı

M 52: Karar vermek

Kararsizlik iyi degil. Karar verirken acele etmek de iyi degil. Düsünüyorum diyerek birsey yapmayip vaktin geçisini izlemek de iyi degil. Sakin ve tarafsiz oldugumuz zamanlar, dogru düsünerek alinacak nice dogru kararlara...

30 Kasım 2009 Pazartesi

M 51: Cizgi roman okumak


Ilk olarak çocuklugumuzda tanistigimiz, büyüdükten sonra da zevkle yapmaya devam ettigimiz çok az seyden biri galiba bu. Sayfalarinin arasinda gerçek hayattan tamamen koptugumuz, bir masal, bir hayal dünyasina daldigimiz, birlikte vaktin nasil geçtigini hiç anlamadigimiz küçük çizgi dostlarimizla bezeli çizgi roman kitaplarimiz hep olsun, hep okunsun.

M 50: Paylasmak

Arkadaslarimizla biraraya geldik, bayramin son kutlamasini da böyle yaptik... Bulusmaya, paylasmaya, sevgiye zaman ayirmak, geri dönüp bakmak istedigimizde güzel bir gün daha eklemek hafizamizin fotograf arsivine..

M 49: Essegini kaybedip bulmak

Allah sevdigi kuluna yaparmis ya, benim de essegimi önce bi kaybettirip sonra buldurdu! Insan öyle bir seviniyor ki:)

28 Kasım 2009 Cumartesi

M 48: Baleye gitmek


Insan vucudu disiplinli ve duzenli calistiginda yapabildiklerini gormek, donustugu estetige hayran kalmak... Bu aksam bunu yaptik. Genellikle herhangi bir konserden cok daha ucuza, hatta cay-kahve parasina gidilip gorulebilen, son derece maliyetli dekor, kostum ve emeklerle sahnelenen bircok eseri arada bir gidip gormeyi dusunmek, kulaklarimizin pasini silip gozlerimize ziyafet cekmek gerek.

27 Kasım 2009 Cuma

M 47: Bayram

Birçok farkli bayram var. Dini ve milli olarak okulda ögretirken ikiye ayirirlardi. Bu tabii çok temel bir ayirim. Fakat bana sorarsaniz isin asli, bayramin kaynagi ne olursa olsun, zaman içinde insanlarin birligini saglamaya, aralarindaki iletisimi arttirmaya ve sevgiyi bir kere daha dile getirmeye yaramali bayramlar.

Cikis kaynagindan bagimsiz, zaman içinde bir gelenek olarak insanlari biraraya getirmis bizim bayramlarimiz. Farkli inanistaki insanlar bile kutlamislar komsulariyla birlikte dini bayramlari geçmis zaman içinde. Bunu bugün pek göremiyoruz galiba ama hiç olmazsa güzel çikarimlarla, bagislayicilik, birlik, mutluluk ve kadirsinaslik vesilesi olarak görmeye devam etmek, bayramlarin sevincini yasatmak, insan hayatina mutlu geçecek birkaç gün daha katmak olur ki, kimsenin buna hayir diyecegini sanmam!

26 Kasım 2009 Perşembe

M 46: Sürprizi bitirmek

21. mutlulukta bir sürpriz hazirladigimi yazmistim.Onu bitirdim hele sükür. Simdi sahibine vermenin mutlulugunu yasayacagim:)
Hayata anlam katan böyle ufak tefek seylerin hazirligi ve karsiliginda gözlerde görülen sevinç bence.

M 45: Sucuklu tost



"Etrafındaki zar soyulduktan sonra sucuk dilimlenir ve tavada kızartılır. Kızartmak için tavaya yağ ilave edilmez; sucuk pişerken kendi yağını salar." diyor vikipedi!
Vejeteryan olmayip da "sucuk" sözcügünü duyup agzi sulanmayan var midir acaba. Bu Türk mutfagimizin zenginligi ile ne yapacagiz biz böyle! Simdi aksamüstü gün batiminin kizilliginda otururken nerden çeler insanin aklini bu SUCUK! Ya da öglen mangalinda söyle cizir cizir! Lezzeti ve kokusuyla cüssesinden, hatta görüntüsünden beklenmeyen bir performans sunan kiymetli yiyecegimiz iyi ki var. Sayesinde mes'uduz :)

25 Kasım 2009 Çarşamba

M 44: Yazmak

Içimizden geldigi gibi ve içimizden geldigi zaman... Sanirim herkesin içinde ara ara yesillenen bir istek bu. Ve bir bankta otururken çantamizda tasidigimiz (en azindan kizlar için, erkekler ya cepten bulur ya da mecbur birinden bi kagit kalem istemelidir) defter-kalemi çikartip belki de yalnizca 2 satir yazivermek. Kim yazar, kim okur, kim ister, kim sever bilmem ama bence düsünce ve duygularimiz disa vurdukça olgunlasiyor. Cok önemli sandigimiz birsey sözlere ya da yaziya döküldügünde puf diye sönebiliyor ya da tam tersi, farkinda bile olmadigimiz bir olay ya da duygumuz söze geldiginde anliyoruz aslinda bizim için ne denli mühim oldugunu.
Sonuçta bir kösede oturup duruken bir kisiye, bir yapraga ya da o an hakkinda yazdigimiz her ne ise ona can vermek kelimelerimizde, müthis!

24 Kasım 2009 Salı

M 43: Erken kalkmak, günesi selamlamak


Günesi selamlamak dediysem sabah beste uyandigim düsünülmesin :) Fakat dogan günese uyanmak, güne gülerek ve enerjik baslamak, gün içinde birçok sey yapacak zamana sahip oldugunu bilmek çok güzel!

Bu maalesef benim iyi yapabildigim birsey degil ama hep özendigim birsey :) Su ana kadar ise yarayan en iyi metodum aksam yatmadan guzel bir papatya çayi içmek, yataga elimde kitabimla girip gözlerim kapanana kadar okumak. Bunlari kendi standart uyku saatimden erken yaptim ve ise yaradi. Her zamankinden daha erken uyudum ve her zamankinden daha erken uyandim! Devam edecegim denemelere, bakalim nasil olacak :)

23 Kasım 2009 Pazartesi

M 42: Geleneksel/eski/köhne olanin dayanilmaz nostaljisi

Buradaki eski çarsilardan birinde gezindik. Cagdas, isil isil, rengarenk, en yeni malzemelerle yapili, en özel dekorlarla süslü alis veris merkezi çilginligina hala alisamamis olan bana oyle iyi geldi ki bu gezinti. Aslinda fiziksel olarak dogru dürüst gözümün önünde bile canlandiramayacagim fakat onlara gitme, içlerinde olma hissini hatirladigim çocuklugumdaki pasajlari düsündüm. Ve herseyin heryerde bulunamadigi, birsey almak için özel olarak biryere gidilmesi gereken zamanlari.
Sonuç: "Eski" ve "köhne"deki "gelenek" ve "ani"yi luzumu halinde pit diye su yüzüne çikartan bilinçaltimiza tesekkürler :)

M 41: Kesif yapmak

Bugünkü kesfimiz 6 boyutlu sinema idi :)
Sadece film 3 boyutlu olmakla kalmiyor, koltuklarinin hareketi, sagdan soldan gelen rüzgarlar (hava akimlari), sular vs. sayesinde kisa fakat ilginç bir tecrübe yasiyorsunuz. Kah irkilip kah gülerek luna parklarin korku tünelleri tadinda filmi izlerken yasadiklarimin "derin mutluluk" oldugunu söylemek saçma olur ama yeni birsey denemek, birseyi ilk kez yapmak zaten basli basina mutluluk.

M 40: Paten yapan çocuklari izlemek


Bugün onlarin yaninda kahvelerimizi içtik. Hatta aralarindan üçü gelip sohbet etti bizimle. Pek tatli onlarca minik paten, buzun üstünde kayiyordu. Birçok kez düsmenin esiginden dönmek onlari korkutmuyor, bu yüzden de büyuklerin tersine, dengelerini kaybettiklerinde düsmeden yollarina devam edebiliyorlardi.
Sicakkanliliklari, korkusuzluklari, tatliklari ve güzellikleriyle sinemamizin saatini beklerken vaktin nasil geçtigini hissettirmediler bize. Ustelik de yüzlerimize birer gülücük taktilar ayrilmadan.
Dünyada artik çocuk dogmadigi, en son doganin 18-20 yaslarina eristigi bir dönemde yasanmakta oldugu varsayilan bir kurgu film izlemistim. Biten "umut" idi. Cocuklarla birlikte umut da tükenmisti. Insanlar için hiçbirseyin önemi kalmamis, sonraki "nesile" "emanet" edecek hiçbirseyi olmayan insan güruhlari , duygusuz barbarlara dönüsmüstü. Oyle birsey olsa sonuç gerçekten bu mu olur bilinmez ama yine de çocuklar iyi ki varlar.

M 39: Nostalji yapmak

Daha önce yapip çok memnun kaldigimiz birseyi yeniden yapmak. Ne oldugu farketmez. Severek yürünmüs bir yol, bir kafede keyifle içilmis bir çay, mutlulukla dinlenmis bir müzik, afiyetle yenmis bir ispanakli krep... Yeter ki hatirlayalim, ne güzel yapmistik diyelim, tekrar yapalim ve güzel anlari tekrar yasayalim.

M 38: Yasadigimiz yeri turist gibi gezmek

Aslinda su an benim için turist gibi gezmek fazla zor degil. Zaten yari turist sayilirim ama insan bunu dogdugu, büyüdügü, avucunun içi gibi bildigi sehirlerde de yapmali ara sira. Bir turistin önyargisizligi ve olumluluguyla, bir gezginin nesesi ve merakliligiyla, hergün farkina bile varmadan yanindan geçip gittigimiz kitapçinin vitinlerindekilere tek tek bakmak, firindan gelen taze ekmek kokusunu içimize çekmek için 2 saniye durmak gerek.
Ben iki gündür bu sehrin yollarinda kesifler yapiyorum. Hiç girmedigim sokaklara girip bir çiçekçinin çiçeklerine bakiyor, mahallenin köpegiyle selamlasiyor, karsima çikan küçücük bir ahsap kiliseyi geziyorum.
Yaninda bir de parlayan günes varsa o ooo, ver elini güzel yürüyüsler:)

M 37: Uykusuzlugu keyfe dönüstürmek :)

Bugün böyle oldu. Ben de aldim kalemi elime, sonuç: 7 mutluluk, 1 skeç :) Ne yapsaydim? Dört dönüp çaresiz hissetmek kimseye yakismaz!

M 36: Sevdiklerinden gelen telefon


Bunun yeri zaten apayri... Her firsat, firsat bilinmeli! (vay bee, soz soyledim, boy boyladim:)) Ne kaa çok, o kaa iyi :) (bak bu da essiz bir cumle oldu) Sevdiklerinin sesini duymak da ömür uzatir! Buyur bunu da ben iddia ediyorum! Aksini soyleyen varsa ispat etsin :)

M 35: Feysbuktan mesaj okumak ve cevaplamak

Iste bu da eski koye yeni adet! E ne yapalim yani, hersey degisiyor. Yazismalarin yarisindan cogu da su an o siteye geçtiyse, ustune ustluk bir de dogumgunlerini haber veriyorsa, biz bunu kutlamaktan ya da kutlamalari okumaktan mi utanacagiz? Hiç de bile! Her iletisim, her temas, her kutlama br moral kaynagi, mutlu olmak için bir sebeptir.
Keyifle tek tek okudum, seve seve tek tek cevap verdim.

M 34: Monk izlemek

TNT kanali gosteriyor carsamba gunleri 19.45 ve aynisinin tekrarini 00.30'da. Ayrica cumartesi ve pazarlari da 00.30'da baska bolumler var. Gercekten kacmaz!
http://en.wikipedia.org/wiki/Adrian_Monk

19 Kasım 2009 Perşembe

M 33: Mum uflemek



Oncesi biraz fazla haddimi asan, felsefeye de kacan bir hal aldi. O yuzden bu maddeyi basit geciyorum:
Cocukluktan beri bu denli anlamsiz olup, herkesin de bir o kadar heyecanla yaptigi nadir seylerden biri bu...

...Belki de, oyle herseyin anlaminin bize o kadar da faydasi yoktur! Bazi seyler de o anlamsiz halleriyle guzeldir. Dusunmus mum gondermis, dusunmus pasta almis, yanina da mumlarini koymus, valla bana da dusunmeden bir nefeste uflemek dusmus, pek de iyi dusmus!

M 32: Kendini ozel ve degerli hissetmek

En sevdigim bana bunu yasattigi icin ben ona minnettarim. Ve cok sansliyim. Ama ayni zamanda sartlar ne olursa olsun kendini ozel hissetmek, kendine zaman ayirmak, bunun farkinda olmak gerek. Tum mutluluklarimizin ve mutsuzluklarimizin yegane kaynagi kendimiz isek eger; her firsat, yasanmis ve yasanacak her olay, kendimizi ozel hissetmek icin bir kaynak olmali. Ve kendimizden, yalniz ve yalniz mutluluklar dogmali!

M 31: Ilk ve en guzel hediye: Kocaman acilan kollarla bana ayrilan butun bir gun

Kucuk bir tebdil-i mekan ve kocaman bir sarilma ile baslayan dogumgunumun ilk saatleri, cok mutlu, belki de senelerdir olmadigi kadar mutlu gececek bir gunun mujdecisiydi bile.
Sevdiklerine sarilmanin omur uzattigini iddia edenler bile var. Bunu test edebilecek bir deney grubumuz yok ama zaten bize o an verdigi mutluluk icin bile degmez mi daha cok ve icten sarilmaya?

18 Kasım 2009 Çarşamba

M 30: Dogumgunum!


Vee... arkasi yariiin :)

17 Kasım 2009 Salı

M 29: Sigarayi birakmak

Bunu bugün baslatmadim ama bugün de bir sekilde yaptigima yani içmedigime göre kayit altina almakta fayda var.
Uzatmadan; içmek kötü, içmemek iyi, bunu zaten biliyorduk. Birakmak mümkün ve memnuniyet vericiymis, bunu da ögrenmis olduk.

M 28: Arkadasimdan haber almak


Yerler, yollar, ülkeler ayrilabilir. Ama arkadaslar, aileden sonra insanin kendisinin "yaptigi" en önemli iliskiler hayatta. Aileyi de onlari da unutmamak, aramak, yazmak ve ilk firsatta görene dek onlardan ayri kalmamak gerek.
Arkadaslarimizin tadini çikartalim, onlari sevelim, sevilelim :)

M 27: Gülümseyerek uyumak


Ben bunu yeni ögrendim. Ve sonuç inanilir gibi degil! Bunu simdi buraya yaziyorum ki ileride unutursam ve bunlari tekrar okursam hatirlayip yine yapayim.
Uyumadan evvel güzel seyler düsünüp gülümsersek, sabah iyi ve mutlu uyanirmisiz. Uyumadan önce beynin alfa modunda olmasi sayesinde bir nevi kendi kendimizi hipnotize edebiliyormusuz. Hatta dua etmenin uykudan önce yapilsinin falan sebebi de oymus.
Ben dün gece güzel seyler düsündüm ve gülümsedim. Herseyden önce cok güzel rüyalar gördüm ve sabah uyandigimda da kendiligimden gülümsüyordum!
Gerçekten çok ilginç. Iste bir tane daha denemesi bedava mutluluk:)

16 Kasım 2009 Pazartesi

M 26: Postadan gelen mutluluk


Fatura degil, ilan degil, reklam degil...
Bayagi bildigin bana özel, düsünülmüs, hazirlanmis, yollanmis paket!!!
Postaci bile seviniyor sanki getirdigine. Hergünkü zarflardan farkli oldugunu en iyi o biliyor..
Almasi, zarflari tek tek açip içindekileri okumasi, paket kagitlarini açmadan içinden çikacaklari tahmin etmesi ve bir çirpida ambalaji açip sonuçlari görmesi gibi var mi? Cook, çok büyük keyif.
Göndermek de almak kadar güzel. Uzaktaki sevdiklerimizi unutmamak, onlari düsünüp onlar için bir kart, bir zarf olsun yollamak; hem gönderenin, hem alanin günlerine açan bir günes madem, pamuk eller arada bir postaneye! :)

15 Kasım 2009 Pazar

M 25: Gezi programi yapmak

Bu da büyük lüks. Oncelikle sükretmek gerek gezip görecek sagligimiz, zamanimiz ve imkanimiz oldugu için. Sonrasi ise büyük keyif. Nerelere gidilmeli, neler görülmeli... Hazirligi ve fikri, nredeyse kendisi kadar heyecan verici
Gezinin büyügü de küçügü de keyif üstelik. Bir de insanin yaninda ve gittigi yerlerde sevdikleri varsa daha ne ister bu gönül demek lazim.

14 Kasım 2009 Cumartesi

M 24: Sohbet ve sicak çikolata


Arkadaslarimizla yapilan bir haftasonu bulusmasi. Olay zaten keyifli. Fakat yaninda tadini senelerdir aradigim bir sicak çikolata nefaseti de olunca sekil tamamen degisiyor abicim :)
Gerçekten süperdi! La Belle Epoque'a ve guzel çikolata kokularini çevreleyen arkadas sohbetlerine tesekkürler!

13 Kasım 2009 Cuma

M 23: Blog'umun okunmasi

Ben aslinda bunu kendime bir meydan okuma olarak baslattim. Kimse okuyup ilgilenmese de yazacaktim zaten. Bakalim bulabilecek miydim o 500 mutlulugu.

Fakat bu arada çok kiymetli 2 okuyucum olustu! Yasasinnn...

Simdi buradan okuyucularima tesekkürü bir borç bilir, buradan da sayelerinde bir mutluluk çikartarak yoluma devam ederim :)

M 22: Ciçek almak... kabul etmek yani :)


E zor oluyor kimin aldigini kimin verdigini açik etmek, o bakimdan "kabul" sözcügünü uygun gördüm, hehe :)

Neyse efenim, mevsimin ve cografyanin elverdigi güzel çiçeklerden alinca en sevdigim, ben de mutlu oluyorum ister istemez...

Insan kendi kendisine de alabilir, almali. Ben arada alirdim nitekim. Seçmek bile büyük zevk :) Alip eve getirince de evi güzellestiriyorlar. Ben buna duygusal güzellik diyorum. Yani aslinda evde bir degisiklik olmuyor ama bize daha bi güzellesti gibi geliyor.

Sonuç: Ciçekler güzeldir, sevelim, sevdirelim, alalim, verelim, evimize can verelim. Bu arada ekonomi bile gelisiyormus, inanabiliyor musunuzzzzz!!

12 Kasım 2009 Perşembe

M 21: Sürpriz hazirlamak

Diyemem, israr etmeyin! Adi üstünde, sürpriz :) Ama hazirligi çok zevkli :) Tavsiye olunurrr!

M 20: Ekmek yapmak


Simdi esasen bu olay baslangiçta hiç de hayal ettigim gibi olmadi. Ekmekten çok kurabiyeye yakin kivamdaki ve eksik lezzetteki çesitli gidalara fit olup üstüne üstlük bir de inanilmaz! sevindik kendi ekmegimizi yaptik diye.
Yanlis tarifin makinenin kendi kitabindan çikiyor olmasi, benim pek anlayamadigim ilginç bir pazarlamacilik yöntemi olsa gerek :) Yani sen yap canim makineyi, sonra bu makine ile böyle ekmek yapilir de, ama tarif yanlis olsun! Ama biz ne yaptik, suçu makineye bulmadik, kendimizde aradik, yilmadik, yikilmadik, ugrastik, didindik, basardik hehehe :)

Neyse efenim, sonuç: Ev çok güzel koktu, ekmek süper oldu, bize de afiyet olacak. Mutlu mutlu :p

M 19: Beggin' (Madcon) dinlemek

Bayiliyorum ben bu sarkiya. Sabah uyanmak icin olsuuun, arabada gitmek icin olsun, öylesine otururken dinlemek için olsun , süper yapmis adamlar... Boyle az sarki var içimi kipir kipir yapan. Birisi de Shine (Aswad)'dir nitekim... Ha, bir de Pot Belly var Freshlyground'un...

Neyse efenim, herkesin favori sarkisi kendine ama koyup dinlemeyi hatirlamak bugünun mutluluk kelebegidirrr!

Hmm.. Bir son dakika gelismesini bildiriyoruz: Bir okuyucumuzun istegi üzerine asagida sarkilarin linklerini bulabiliriiiiz ;)
http://www.youtube.com/watch?v=gg4MpTjGX0I
http://www.youtube.com/watch?v=IIw3BtSPHtI&feature=fvst
http://www.youtube.com/watch?v=4XPl6Pb8K4I

Bu da bir diger degerli okuyucumuzun dem vurdugu sarki:

http://www.youtube.com/watch?v=54XRNQ2C2x0

M18: Evde DVD izlemek

Onden caylar, yaninda guzel bir film, belki bir de tercihan bol C vitaminli portakal ya da benzeri meyve...
Buyrun bu da serin hava (ama asla kis degil :)) aktivitesi! Bence âlâ ;) Böyle diyorum çünkü ben kendi kendimi "yaz sever" olarak biliyorum. Ama her mevsimin dogasinin bizden beklentilerini dinlemek, onlarda da haz verici seyler bulmak mümkün.

10 Kasım 2009 Salı

M 17: Sonbahar yapraklari




Mevsimi geldi, basladilar sari, kizil, kahverengi dusmeye serbest ve yavastan... Aslinda onlar agaclarindan ayriliyorlar, ama hüzünlü görünmüyorlar. Yeni bir yolculuga çikmanin heyecani olsa gerek içlerindeki. Bir rüzgara binip basliyorlar salinmaya ...




Iyi de bundan bana mi ne? Olur mu yaw! Keyifleniyorum canim, var mi böyle güzel renk cümbüsü?

M16: Eski resimlere bakmak

Güzel anilar, gülen yüzler, unutulmus gibi görünüp aslinda her daim bekleyen keyifler... Iyi geliyor arada sirada yapilan "tarihte bugün" gezileri :)

9 Kasım 2009 Pazartesi

M 15 Kitap okumak

Okudugum kitaba göre yasanacak farkli mutluluklar zannedersem ileride ayrica baska baska maddeler olarak belirecektir bu 500 kardesin arasinda ama bugün yazacaklarim konuyla ilgili genel hayretim ve hayranligima dair.

Istanbul'da bogazin bir yakasindan öteki yakasina toplu tasim adi altinda vapurla, motorla, tekneyle gecmek gerçekte nasil bir lüks ise benim gözümde, kitap okuyabiliyor olmamiz ve bunun son derece normal birseymis gibi hayatimizin bir parçasi olmasi da ayni sekilde büyük bir lüks bence.

Insanlarin sirf yazimi için aylarini hatta yillarini verdikleri, tümünün gerçeklesebilmesinin sebebi ise bütün bir ömürleri olan eserlerinin, elimizde tutabiliyor oldugumuz 300-500 gramlik seyler olmasi, bize bir raf mesafesinde olmalari bence mucizevi!

Sayfalari açtikça gerçek ya da düssel mekanlara, cografyalara; veyahut hayal dünyalarina ya da tarihin farkli noktalarina ya da bir kadinin mutfagina çiktigimiz türlü yolculuklardan hiç sözetmiyorum bile!

M 14: Hediye almak

Daha önce hediye vermeyi yazmistim. Ben basimdan geçenlere sadik kaliyorum. Ve eveet, bugün de aldim :) Hem de çoook güzel hediyeler. Beni düsünerek almis en sevdigim... Benim zevkime göre. Ben sevineyim diye.

Sevindim!

M 13: Sevmek...

7 Kasım 2009 Cumartesi

M 12: Takim olmak


Ayni yönde yürümek, ayni seyleri hedeflemek, ayni seylere sevinip ayni seylere yüregi ciz etmek, takim giyinmek, takim gezmek, kisacasi takim olmak!

Birörnek olmak degil, birbirini tamamlamak. Biri olmadan ötekinin bir yaninin eksik, anlamsiz kalmasi. Sapkayla eldiven, tuzlukla biberlik, ediyle büdü:), kuru fasulyeyle pilav, gül ile bülbül, tahin ile pekmez, gözlük ile burun, resim ile çerçeve, çati ile baca, pijamayla terlik gibi.

Bir elin nesi var, iki elin sesi var demisler. E o ses de bugünkü mutlulugumuz olmus...

6 Kasım 2009 Cuma

M11: Güzel havada disari cikmak

Kis geliyor, sartlar çetin, günes nazli. Yok öyle artik her sabah bedavadan günese uyanmak. Yüzgörümlügü istiyor bizimki... E ne yapalim, biz de veririz. O yüzünü gösterir göstermez biz de baska bir sevinç yasariz içimizde ve atariz kendimizi disariya. Ona yeter bizim sevincimiz. Istemez baskaca bir tantana. Yok onun gözü parada pulda. Tek arar bizimki kendi gibi sefali gonca.. :p

5 Kasım 2009 Perşembe

M 10: Siir okumak


Gemlige dogru
Denizi göreceksin;
Sakin sasirma

Var mi Orhan Veli gibisi,
Aksamin sekizi,
Yaninda en kiymetlisi...

PIRPIRLI SIIR

Uyandim baktim bir sabah,
Günes vurmus içime;
Kuslara, yapraklara dönmüsüm,
Pir pir eder durur bahar rüzgarinda.
Kuslara, yapraklara dönmüsüm;
Cümle azam isyanda;
Kuslara yapraklara donmüsüm;
Kuslara,
Yapraklara.

Orhan Veli

M 9: Peynirli Pogaca


Bu asla bir yemek tarifi sitesi degildir. Nitekim bu isle ilgili en ala tarifler bilimum baska bloglarda namütenahi bulunmaktadir... Benim haddime düsmemis :) Fakat o ya da bu tarifle yapilacak mis gibi pogaça kokusunu eve yaymanin verecegi mutluluktan dem vurmak tam da benim isimdir! Sanslar ve el becerileri de yaver gider, bir de güzel kabarirsa, mutluluk sayacimiz da onunla birlikte kabaracaktir :)

4 Kasım 2009 Çarşamba

M 8: Cay yaninda bisküvi


Tek basina da olur ama en sevdiginle, saglikla, katmerli güzel olur.


Camda tipir tipir 2 gündur durmadan yagan yagmurun sesi, evde guzel bir isik, kareli battaniye, televizyon ve yudum yudum mutluluk.

3 Kasım 2009 Salı

Mutluluk 7: Paylasabilmek, verebilmek

Paylasarak artan çok sey var. Aslinda sanirim tüm olumlu duygular paylasinca artiyor. Sadece somut seyler, madde ve acilar paylasinca azaliyor ki isabet nitekim!


Verilen seylerse; emek, enerji ve benzeri... sanirim bize bir sekilde geri donuyor. Bunun olumlusu da olumsuzu da donuyor galiba. Cabalarimi enerjimi ve emegimi hem kendimi hem çevremi gelistecek, iyi edecek seyler için harcarsam sonunda yine ben mutlu oluyorum.

En sevdigimin atesi çikti. Hem de çok çikti. Elimizden geleni yapinca biz, daha fazla direnemeyip gitti. Daha dogrusu gitme yolunda. Blogu o yüzden 1 gün aksattim ama kendimce totem yaptim. Bu ates inecek, bu bloga yeni gonderi anca öyle yapilacak diye :)

2 Kasım 2009 Pazartesi

Mutluluk 6: Isim düsünmek


En sevdiklerimin çocuklari için isim düsündüm bugün. Internetten isimleri listeleyen sitelere bakindim. O mini minnaciklarin neye benzeyebileceklerini hayal etmeye, onlara uyan isimler bulmaya çalistim.

Belki insana verilen en yüce yetenek, belki de son derece dogal ve siradan bir yeti bu üreme... Ama sonuc her zaman hayranlik uyandirici. O minicik eller, o nokta burunlar yoktan var oluyorlar.


Tüm bebislerin anneleri ve babalariyla saglikli ve mutlu ömürlerinin olmasini dileyerek sadece "bebek" sözcügünün insanin yüzüne yaymayi basardigi tebessümü orada koruyarak isim düsünmeye devam ediyoruuum :)

Mutluluk 5: Egzersiz

Aslinda hepimizin düzenli yapmasi gerekiyor. Ben hep kesintilerle, düzensizce yaptim ara ara çesitli egzersizleri. Yani iyi etmedim. Ama yaz basindan beri düzenli yaptigim ufak egzersizlerle hergün kendimi daha iyi hissediyorum. Esneklik, hafiflik ve biraz da kuvvet kime iyi gelmez ;)

Egzersiz de mutluluk hormonu salgilatiyormus. Daha fazla yapmaliyim..
Daha çaliskan ve daha mutlu günlere!



1 Kasım 2009 Pazar

Mutluluk 4: Sevdiklerine hediye vermek

Bir tek dal çiçek, bir öpücük, bir güzel söz, bir kagit parçasina yazilarak bir kitabin arasina konan küçük bir not...

Hediye vermek kolay, yarattigi mutluluk ise paha biçilmez. Ustelik de hem düsünen, hem düsünülen acisindan.

Sevgi belki söyleyerek, yazarak, dile getirerek artmiyor ama bu yolla besleniyor. Sevildigini bilmek güzel ama bunu her firsatta bir çiçegin reginde ya da bir sözün tinisinda görmek, duymak farkli. Cünkü o zaman hep canli, hep güçlü kaliyor.

31 Ekim 2009 Cumartesi

Julie & Julia Soundtrack Player

Mutluluk 3: Julie & Julia

Evet, mutluluk bu kadar basit! Bir sinema bileti, bir adet patlamis misir ve keyifle izlenecek bir film... Gittik, gördük, sevdik: http://julieandjulia.com/
Biz bu blog'un HEDEF: 365 gün, 500 mutluluk sloganiyla yola çikarken bir ilham kaynagimiz vardi herhalde :)

Haa, bu arada, üstte filmin güzel müziklerine tiklamayi unutmayalim!

Mutluluk 2: Bahçeden kestigim maydanoz

Sart degil bahçede yetistirmek. Pazardan, çarsidan aliverip yemek en zahmetsizi hatta. Ama o tohumlar umutla ekildi! :) Biraz da kendimizle dalga gecerek hatta... Nitekim ekilen onca seyden yalnizca maydanozlar bakti yüzümüze...


Neyse efendim, diyecegim o ki; emek vermek, sabretmek, karsiligini görmek ve keyfini çikarmak... Konu her ne olursa olsun.

30 Ekim 2009 Cuma

Mutluluk 1: Annemin Yumurtali Ekmegi

Sabah uyaniyorum. En sevdigimin giristigi hazirliklardan gelen mis gibi istah açici kokulari takip ediyorum. Annemin pazar sabahlari hazirladigi, benim de babamin dizine oturup ham yaptigim yumurtali ekmeklerden ve onlarin eve yaydigi mutluluk iksirinden bir deneyelim bakalim. Güne gülerek baslayalim, gün boyu farki görelim.

Haydi bakalim, degmeyin keyfime, afiyet olsun ;)