5 Ocak 2010 Salı

M 88: Saatçi Amcalar

Elindeki ayarlı demirden birşeyle saatin kapağını açmak için ilk hamle ettiğinde son derece rahattı. Belki her gün onlarca kere yaptığıı basit bir işti bu. Sonra baktı olmuyor, gözüne büyüteçli bir mercek taktı, bir yandan da çırağından ustaya seslenmesini istedi. Aslında o da ustaydı. Üstelik de eski esnaftı belli ki. Bir kere de minyatür bir pilates topuna benzeyen, avuca sığan, esnek bir mavi topla denedi açmayı kapağı. O arada "usta" geldi. Beyaz saçlı, keskin ve sağlam yüz hatlı biriydi. O da denedi, yine olmadı. Ama ben artık onları sevmiştim. "Zanaat", "esnaf" ve "usta" kavramları bir bir yok olurken, onların orada olmaları bana yetmişti. Sadece tüketmeyen, üreten, tamir eden, yeniden kullanan, el emeğiyle hayatımızı kolaylaştırırken kendi geçimini sağlayan insanların varlığı nostalji değil gerçeğin ta kendisi olabilse keşke.

Saati de başka türlü açtıracağız artık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder